Gazibey Köyü Sivas
 
  ANA SAYFA
  VİDEOLAR
  RESİMLERİMİZZZ
  TÜRKÜLER
  GAZİBEY TV.
  KÖYÜMÜZDEN HABERLER
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  KÖYÜMÜZ HAKKINDA HERŞEY
  İŞTE GÖNDERİLEN ŞİİRLER
  ANKETLER
  MÜZİK ODASI
  ŞEHRİMİZ SİVAS
  ŞARKIŞLA FOTOĞRAFLARI
  KANGAL KÖPEĞİ
  İLGİNÇ BİLGİLER
  => İnsanlarla İlgili Olanlar
  => Bunları biliyor muydunuz ?
  => Hayvanlarla İlgili Olanlar
  => Tarihle İlgili Olanlar
  => Bilim İle İlgili Olanlar
  => Dinle İlgili Olanlar
  => Dünya İle İlgili Olanlar
  => Doğa İle İlgili Olanlar
  => Harflerle İlgili Olanlar
  => Batıl İnançlar İle İlgili Olanlar
  => Komikler
  => En İlginçler
  => Eskilerden Sözler
  => Ünlülerle İlgili Olanlar
  BİLİM-KÜLTÜR-SANAT
  DİNİ İÇERİKLER
  EĞLENCE
  İletişim
  GAZETELER
  Gazete
  HAVA DURUMU
 
  SİVASSPOR
 
  GALATASARAY
  FENERBAHÇE
  BEŞİKTAŞ
  DÖVİZ KURU
 
  Sayaç
  ...
Harflerle İlgili Olanlar
12 Sayısı
12 sayısı, aslında hemen her gün karşımıza çıkmakta; yani, en azından her saate baktığımızda 12 rakamdan birini görmekteyiz. Kâinata baktığımızda insanoğlunun kendi düşünceleriyle ürettiği bir çok olayda da 12 rakamını görürüz. Peki nedir bu 12 rakamının sırrı? İsterseniz ilk önce 12 rakamıyla ilişkili belli başlı bilinen tanımlamaları bir sıralayalım;
1) 12 sayısının gizemi, gökyüzündeki on iki yıldız grubundan (burcundan) geliyor; ama bu sayının asıl özelliği; 2, 3, 4, ve 6 rakamları ile bölünebilmesi ve eski çağlarda en çok kullanılan sayı birimi olmasıdır. 12 sayısı, bugün bile düzine adıyla sayı birimi olarak kullanılırken; katları olan 24, 60 ve 360 da zaman ve açı birimleri olarak kullanılıyorlar.
2) Bir çok mitolojide 12 tanrıya rastlamaktayız klasik yunan mitolojisinde Olympos dağında 12 büyük tanrı vardır bunlar;
1. Zeus,
2. Hera,
3. Athena,
4. Apollon,
5. Artemis,
6. Hermes,
7. Hephaistos,
8. Hestia,
9. Ares,
10. Aphrodite,
11. Demeter,
12. Poseidon
3) Hz İsa'nın 12 havarisi vardır;
1. Petros,
2. Zebedin'in oğlu Yakup,
3. Yuhanna,
4. Bartolomeus,
5. Andreas,
6. Filipus,
7. Tomas,
8. Alfeus'un oğlu Yakup,
9. Yehuda (Taday)
10. Yehuda (İskariyot)
11. Matta
12. ve Simun.
4) Şia da 12 imam vardır;
1. Hz. Ali,
2. Hz. Hasan,
3. Hz. Hüseyin,
4. Zeynel Abidin,
5. Muhammed el-Bakır bin Ali Zeynelabidin,
6. Cafer es-Sadık bin Muhammed,
7. Musa el-Kazım bin Cafer,
8. Ali er-Rıza bin Musa,
9. Muhammed et-Taki bin Ali,
10. Ali en-Nâkî bin Muhammed,
11. Hasan el-Askeri bin Ali en-Nâkî,
12. Muhammed el-Mehdi bin Hasan el-Askeri.
5) Güneş ve Ay'ı sayarsak 12 gezegen, eski medeniyetlerden beri biliniyor;
1. Güneş
2. Ay
3. Merkür,
4. Venüs,
5. Mars,
6. Dünya,
7. Jüpiter,
8. Satürn,
9. Uranüs,
10. Neptün,
11. Plüton,
12. Nibiru yada Marduk…
6) 12 Marduk gezegeninin dünyaya felaket getireceği...
7) Nostradamus'un son olarak 2012 için kehanette bulunması.
8) 12 Eylül darbesi
9) Çin takvimi 12 hayvanlıdır;
Fare yılları. 1936 1948 1960 1972 1984 1996 2008
Boğa yılları. 1937 1949 1961 1973 1985 1997 2009
Kaplan yılları... 1938 1950 1962 1974 1986 1998 2010
Tavşan yılları... 1939 1951 1963 1975 1987 1999 2011
Ejderha yılları.. 1940 1952 1964 1976 1988 2000 2012
Yılan yılları. 1941 1953 1965 1977 1989 2001 2013
At yılları. 1942 1954 1966 1978 1990 2002 2014
Koç yılları. 1943 1955 1967 1979 1991 2003 2015
Maymun yılları... 1944 1956 1968 1980 1992 2004 2016
Horoz yılları. 1945 1957 1969 1981 1993 2005 2017
Köpek yılları. 1946 1958 1970 1982 1994 2006 2018
Domuz yılları. 1947 1959 1971 1982 1995 2007 2019
10) Musevilik'te Hz. Yakup'un [İsrael] 12 oğlu (ve İsrail'in 12 kabilesi).
11- La İlahe İllallah (Kelime-i Tevhid), Arapça 12 harftir.
12) Bir yılda 12 ay vardır.
13) Astrolojide 12 burç vardır.
14) 12 sayısı, Kurân-ı Kerîm'de 4 defa geçiyor;
«(Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı, o zaman biz ona: "Asanı taşa vur" demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı, böylece herkes içeceği yeri bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın.» (Bakara Suresi, 60)

«Biz onları (İsrailoğulları'nı) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa'ya: "Asan'la taşa vur" diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan- topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu.» (Araf Suresi, 160)

«Andolsun, Allah İsrailoğulları'ndan kesin söz (misak) almıştı. Onlardan 12 güvenilir-gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır.» (Maide Suresi, 12)

«Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesap (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşmayın. Ve bilin ki Allah, takva
sahipleriyle beraberdir.» (Tevbe Suresi, 36)
15) Tapınak şövalyeleri, 12 kişiydi.
16) AB bayrağı, 12 yıldızdan oluşur.
17) İncil'de Meryem Ana'nın başında 12 yıldızlı bir taç olduğundan bahsedilir (vahiy12-1)
18) Hinduizm'de de Buda'nın da 12 öğrencisi olduğu söylenir.

Ve daha bilemediğimiz ne çok 12 rakamlı olay vardır. Aslında bu 12 sayısına ebced hesabıyla baktığımızda, karşımıza insan çıkar. Her ne kadar hemen hemen her sayı içinde bu kadar örnek bulabiliyor olsak da özellikle insana çıkıyor olması, 12 rakamını daha bir önemli hale getiriyor. Bir de 2012 kehanetleri, Marduk olayları ve dünyanın yok olacağı kaos teorilerini de katarsak, işin içinden çıkılmaz hale geliyor.
YUNUS ZENGİN KÖFTECİ
19:16:37, 3 Mayıs 2010, Pazartesi.


29 Şubat'ın Esrarı
4 YILDA BİR GELEN 29 ŞUBAT'IN ESRARI
Türkiye'de, 29 şubatta doğan 25 bin 324 vatandaş, dört yıl aradan sonra doğum günlerini kutlayabilecekler. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden alınan verilere göre, Türkiye'de kütüklere kayıtlı kişiler arasında 29 bin 460 kişi 29 şubatta doğdu. Bunlar arasında hayatta olan 25 bin 324 kişi ise 4 yıl aradan sonra bu ay, tekrar doğum günlerini kutlayabilecek.

Dört yılda bir gelen 29 şubatta doğanlar arasında, Türkiye ve dünyaca tanınmış isimler de yer alıyor. Ünlü ressam Balthus 29 Şubat 1908'de, sanatçı Erol Büyükburç 29 Şubat 1936'da, oyuncu Nejat İşler 29 Şubat 1972'de doğdu.

Türk tiyatrosu ve sinemasının duayeni Muhsin Ertuğrul ile ünlü şarkıcı Khaled ve Fener Rum Patriği Bartholomeos da 29 şubatta doğanlar arasında...
Dünya bekârlar günü
İrlanda'da "evde kalmış kızlar" için de 29 şubat tarihinin özel anlamı bulunuyor. Olayın hikayesi şöyle:

"İrlandalı iki Aziz St. Patrick ve St. Bridget, evlenme teklif etme hakkını 4 yılda bir kadınlara vermiş. St. Patrick 'madem dört yılda bir, bari uzun yıllar kadınların olsun' demiş. Evde kalmış kızlar da özellikle bu 29'uncu günü kullanır olmuşlar. 29 şubat günü de 'Dünya Bekarlar Günü' olarak tanınmış."
29 şubatın esrarı
"Bütün takvimler uzun süre güneş yılı uzunluğunun ölçümündeki ufak hatalar ya da bir yılı aylara bölerken ortaya çıkan sorunları çözemedi. Bu sorunlara, bugün kullanılan takvime de temel olacak şekilde bir cevap geldi. M.Ö. 46'da Jül Sezar, Yunan astronomu Sosigenes'in önerisi üzerine bir yılın 365 gün 6 saat olduğuna karar verdi. Buna göre, bir yıl 365 gün üzerinden hesaplanacak, kalan 6 saatler de toplanarak her dördüncü yıla 1 gün eklenecekti.

Jülyen takviminin de bir sorunu olduğu zamanla ortaya çıktı. Bu, 1 yılın gerçek uzunluğunun 365 gün 6 saat değil, bundan yaklaşık 11 dakika daha kısa olmasından kaynaklanıyordu. Bu 11 dakikalar, yıllar içinde önemli kaymalara yol açtı. 1500'lü yıllara gelindiğinde bu kayma 14 güne çıkmıştı. 1582 yılında papa 13'üncü Gregorius, o yıldan 10 gün düşürülmesini emretti. Gregoryen Takvimi, bu tarihten sonra zamanla çeşitli ülkelerde benimsenmeye başlayarak bugünkü yaygın durumuna geldi."
29 şubatın farkı
-Bir yıl (örnek 1956) eğer dörde bölünüyorsa o yıl şubat 29 çeker. Ama bu bölünen yıl aynı zamanda 100'e de bölünüyorsa o zaman şubat 29 çekmez.
Ancak bu 100'e bölünen yıl 400'e de bölünüyorsa şubat 29 çeker. Örneğin 2000 yılı. Hem 100'e hem de 400'e bölünür.

-29 Şubat 28 yılda bir pazar gününe denk gelir ve bu pazar da şubat ayının 5'inci pazarı olur.

-29 Şubatta doğanlar, doğum günlerini ancak dört yılda bir doğru zamanda kutlayabilir.[1]
Kaynaklar
[1] www.habervitrini.com/haber.asp?id=325565

40 Sayısının Gizemi
Hemen hemen bütün kültürler sayılarla ilgilenmiş, hatta sayıların yaşamdaki rollerini biraz da abartmışlardır. Filozoflar da her şeyi sayı ile açıklamaya çalışmışlar, sayıların gizli, ahlaki ve sembolik güçleri olduğunu, alemin bile belirli sayısal ilişkilere göre yaratıldığını ileri sürmüşlerdir.

'1' sayısı tekliği ve yaratanı simgelediği için bütün inanç sistemlerinde kutsaldır. Günümüzde pek bilinmese de tarih boyunca çeşitli toplumlarda '3' mükemmelliğin, '5' yaşam ve sevginin, '72' bolluğun sembolü olmuşlardır.

'7' sayıların en kutsalıdır. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay'ın toplam sayısının yedi oluşu, Tevrat'ta Tanrının evreni altı günde yaratıp yedinci gün de dinlendiğinin belirtilmesi '7' sayısına gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına sebep olmuştur. Göklerin yedi kat oluşuna olan inanış, müzikteki ana nota ve ana renklerin, haftanın günlerinin yedi tane oluşu, Roma'nın, İstanbul'un yedi tepe üzerinde kurulmuş olmaları, bu sayının gizemini iyice arttırmıştır.

'12' sayısının gizemi gökyüzündeki on iki yıldız grubundan (burcundan) geliyor ama bu sayının asıl özelliği 2, 3, 4, ve 6 ile bölünebilmesi ve eski çağlarda en çok kullanılan sayı birimi olmasıdır. '12' sayısı bugün bile düzine adıyla sayı birimi olarak kullanılırken katları 24, 60 ve 360 da zaman ve açı birimleri olarak kullanılıyorlar.

'40' sayısı ise daha ziyade İslam toplumunun günlük yaşamında en çok kullanılan sayıdır. İçinde kırk sayısı geçen isim ve deyimlerin bazıları şunlardır: Kırkpınar, kırk haramiler, kırk-ikindi yağmurları, kırk dereden su getirmek, kırk bir kere maşallah, kırk ev kedisi, kırk para, kırk yılın başı, kırk yılda bir, kırk yıllık dost. kırk katır mı-kırk satır mı, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırının olması...

Kırk sayısının özel ve uğurlu bir sayı olduğuna, bazı tabiat varlıklarını temsil ettiğine çok eski çağlardan beri inanılır. Dinde, matematikte, astronomide, astrolojide, edebiyat ve tasavvufta ayrı ayrı anlamlan vardır.

Kırk sayısı eski Mısırlılarda gök varlıklarının kendi yörüngeleri üzerindeki dönüm sürelerini gösterir. Tevrat'ta da insanın yaş dönemlerini belirtir. Muhtemelen 'kırkından sonra azmak' veya 'kırkından sonra saz çalmak' deyimleri de buradan kaynaklanır.

Eski doğu ülkelerinde, Hindistan'da ve Türklerde büyük önem taşıyan kırk sayısı sonradan İslam inançları içersine girdi. Kırk sayısı Kuran'da ve onun hükümlerine dayanan hadislerde de geçer. Bunların biri de insanın 40 yaşında olgunlaşması ile ilgilidir. Hz. Muhammed'e 40 yaşında peygamberlik verilmesi, İslam dininin doğuşu sırasında ona ilk bağlananların kırk kişi olması, kadınlarda hamileliğin 40 hafta sürmesi de bu sayının kutsallığına olan inancı geliştirdi. İnsanın malının kırkta birini zekat olarak vermesi de bununla ilgilidir.

Ayrıca, insanlar tarafından Nuh tufanının 40 gün süren yağmurlardan sonra oluştuğuna, Tanrının Hz. Adem'in çamurunu 40 gün yoğurduğuna, dünyanın sonu yaklaştığında Mehdi'nin kıyametten önce 40 yaşında ortaya çıkacağına ve kırk yıl yeryüzünde kalacağına inanılır.

Doğum yapmış kadınların çocukları ve ölüler için doğumdan ve ölümden sonra, 40 gün geçmesi daha sonra şerbet ve lokma dağıtılması ile 'kırkı çıkmak' deyiminin kullanılması da 40 sayısının özelliğine olan inançla ilgilidir.[1]
Roma Rakamları



Roma Rakamları
Romalılar, Eski Mısırlıların yıllarca önce yaptıkları gibi, önceleri bazı sembolleri tekrarlayarak sayıları tasarladılar. Başlangıçta değişik bazı sembol ve harfleri, rakam olarak kullanmışlardır. Bu rakamları, ilk olarak Romalılar kullandıkları için, aritmetikte Roma Rakamları ya da Romen Rakamları olarak adlandırılırlar.
Kaynaklar, Roma rakamlarının bir elin parmaklarından esinlenerek ortaya konduğunu belirtir. Romalılar, bugün kullandığımız 1, 2, 3, 4 rakamları yerine I, II, III, IV sembollerini ve 5'i belirtmek için de, V şeklinde bir el işaretini sembol olarak kullandılar. 10'u belirtmek için de V sembolünü, değişik biçimde iki kez kullanarak X sembolünü elde ettiler. (Çaprazlanmış iki düşey çizgi.) 50 rakamı için L harfi 1000 rakamı için M[(milenyum(1000 yıl)un M si] 500 için D harfi, 100 için de C harfi kullanılır.[1][2]
V ya da (V) =5.000
X ya da(X) =10,000
L ya da (L) =50.000
C ya da (C) =100.000
D ya da (D) =500.000
M ya da (M) =1.000.000 [2]
Bunların nümerik değerleri şöyledir; I=1 (unus), V=5 (quinque), X=10 (decem), L=50 (quinquaginta), C=100 (centum), D=500 (quingenti), M=1000. Bugün de zaman zaman kullanılan bu harfler, yan yana getirilerek daha büyük sayılar oluşturulabilir. Mesala “25″,”XXV” şeklinde yazılır.
Bu sayılar yazılırken uyulması gereken bazı kurallar vardır:
1. Bir harf, en fazla üç defa yan yana yazılabilir.
2. Bir harfin sağına, kendisinden daha küçük değerli bir harf gelirse, toplanarak okunur. XI=11 , DCX=610 , LXXVII= 77 gibi.
3. Sol tarafa yazıldığında ise çıkarılır. XC=90, IL=49, CD=400 gibi. Sadece bir harf yazılabilir.
4. Hem sağa, hem de sola daha küçük değerli harfler yazılarak farklı rakamlar yazılabilir. CMLI=951, XLVII=47, CDLV=455 gibi.
5. Roma rakamı ile yazılabilecek en büyük ve en uzun sayı “3888″ dir.(MMMDCCCLXXXVIII)
6. Çok sık olmamakla beraber daha büyük sayılara ihtiyaç hissettiklerinde harflerin değerini “1000″ kat arttırmak için üzerlerine çizgi çizmişlerdir.
Üzerinde çizgi olan harf değerleri de şöyledir; V=5000, X=10000, L=50000, C=100000, D=500000, M=1000000

Dört işlem yapma zorluğu sebebi ile günümüzde fazla kullanılmamaktadır. Bazı usuller geliştirilse de çok büyük sayılara sıra gelince yetersiz kalmaktadır. Ancak yine de bazı kitap sayfalarını numaralandırma, madde işaretleri, saatler gibi kullanım alanları vardır.[1]
Romen Rakamlarıyla Hesaplama
Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde 'Arap rakamları' diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan'dır ve buradan önce Arabistan'a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa'ya geçmiştir.

Avrupa'da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa'da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68'den 16'yı çıkarmak için 68 yani 'LXVIII' rakamından 16'yı ifade eden 'XVI' rakamlarını ilişince geriye 'LII' yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15'i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77'nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç 'LXII yani 62'dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1000)

Romen rakamları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=l .000)+(D=500)+(C= 100)+(L=50)+(X= 10)+( V=5 )+(I= l) = 1666

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin 1X=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX önce M+CM+XC+IX şeklinde yazılıp sonuç (1.000+900+90+9)= 1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M'den büyük harf olmadığından l000'den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10'un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce 'bir' gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadardır yani 'X' nerede olursa olsun '10' dur. Halbuki günümüz rakamlarında 'l' tek başına iken ' l'dir ama sağdan ikinci haneye geçince '10' değerini, üçüncüye geçince '100' değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanında parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).[2]






Harflerin Esrarı


Harflerin Esrarı
Hamit Akçay
“Herkes laftan anlar, insan odur ki rumuzdan anlaya”

İnsan, esmâ’dan (isimlerden); esmâ, harflerden mürekkeptir. Kelimelerin rûhu harflerdir. Bir dilin irfânî mi yoksa dünyevî mi olduğunu kelimelerinin içinde barındırdığı harflere bakarak anlayabilirsiniz. Harfler tek başlarına ayetlerdir (bknz hurufu mukatta) ancak idraki dar insanın ayetleri anlayabilmesi için harfler kelimelere dönüştürülmüştür. Kelimelerden cümleler kurar, cümlelerden paragraflar örer, paragraflardan uzun, uzun yazılar inşa eder anlatmaya çalışırız. Halbuki insan rumuzdan anlayana denir. Az kelimeyle çok şey anlatmaya şiir denir. Mecâzdan anlayana bilgili kişi, alegoriden anlayana arif kişi denir. Az söz söylemek dilin zekatı, az kelime kullanarak çok şey anlatmak yazarlığın şanındandır. Bu anlamda Osmanlı yazı dilinin harekesiz oluşu onun irfani bir çaba içinde oluşunun göstergesidir.

Harfler sırdır. Sırrı ifşa eden S harfinin esrarını kelimelerin ormanında harflerin peşine düşerek bulabilirSiniz. S hangi harfin içine girmiş ise Sır olmuştur, eSrar olmuştur, efSun olmuştur. Mesela gizem ve Sırrın öz akrabalığı yoktur : inSan gizlemek ister halbuki toprak çömleklerin üzerine çekilen cilaya verilen Sır ismi gibi, Sır açığa çıkarılması istenen beklenen bir şeydir. Açıktadır ancak herkeS göremediği için Sır olmuştur. Ş gösteriŞ’in remzidir. İçinde yer aldığı kelime ulvi olsun süfli olsun göz kamaŞtırır, Bütün bakıŞları üzerine çeker. İçinde Ş harfi olan bir tane iddiasız kelime bulamazsınız. GüneŞ, ateŞ, aŞk, Şehvet, Şevk, nakıŞ, Şhov, Şehit. Oysa bu kelimelerin benzerleri yakın akrabası sayılan diğerlerine baktığımızda daha Sade, daha Sakin bir hal görürüz. Yukarıdaki Ş li kelimelerin S li benzerlerine bakalım isterseniz. AteŞ ten yükselen ıSı, aŞk ile atışan Sevgi, Şehvetle at koşturan köSnü, Şevk ile yola düşen iStek, nakıŞ ile göz okşayan deSen, Şhov ile sahne alan göSteri ne kadar da Sönük kalıyor Ş nin yanında

AŞk ile ateŞin kızı, Şah ile Şeytanın arkadaŞı : Ş. Bir kelimelin önünde yürüdüğü zaman ona Şekil verir, kelimenin ortasında yer alırsa esası teŞkil eder, kelimenin ayak ucunda bile dursa onu baŞ yapar.

İçinde Ş harfi olmayınca Şah olmaz hiçbir kelime. Ş insanı tanımlayınca insana Şahsiyet verir onu, Ş Şah yapar, Şeyh yapar, Şövalye yapar, Şakir yapar, Şakirt yapar, Şehsuvar eder. Şerefli yapar, Şeytanla iŞbirliğine girer Şaki yapar, Şırfıntı yapar, Şempanze yapar, Şirret yapar, Şerefsiz yapar.

Yakıcıdır; GüneŞ ten alır ateŞini. GüneŞ, ateŞ, Şems, Şahap hep ş ile ıŞıldar.

S Sırları barındırır karnında. Ş nin yanında Sönük kalır ama bir nevi ş’nin akıllı kardeşidir. Aşık olmak yerine Sevmeyi Şüphe etmek yerine Sorgulamayı, teŞhir yerine sergilemeyi Salık verir. TaSnif eder, Soru sorar, Sorgular, Şekillendirmez belki ama sonuçlandırır.

Geveze ve bilge harfler vardır. Türkçede sesli harf dediğimiz A, E, I, İ gibi harfler çok konuşup az söyleyen harflerdendir. Zurnaya, Kavala ses veren nefestir ancak boşluğa üflediğin nefesten ancak tıs sesi alırsın. Sesli harf dediğimiz harflerin bir kısmı bilge bir kısmı yönetici bir kısmı savaşçı mahiyettedir. İttifaklar kurunca farklı kombinasyonlar farklı karakterler ortaya koyarlar, yükselen burcun, burçlar üzerindeki etkisi gibi, kaymaklı kadayıf gibi

Yönetici harflerden birisi V dir. Ama baŞ olmaya Şah olmaya talip değildir o. Vasi olur, padişah’a akıl veren Vezir olur, Vali olur, Vekil olur ama asil olmaz. Valide olur ama Baba olmaz. Oysa diğer bir yönetici harf B bakan olur amma Başbakan da olur, Bey olur Buyruk verir, Baş olur emir verir, Baba olur devlet ile özdeşleştirilir.

Hülâsâ harfler sırdır. Yukarıda ifade ettiğim düşüncelerimin bilimsel bir mahiyeti yoktur. İstatistiklerle, nicel gözlemlerle desteklenmemiştir. Modern Hurufiliğin temelini atmak gibi bir niyete de sahip değilim. Ancak uzunca bir süredir harflerin kendi başına manası olduğu, tek başına konuştuğuna dair bir inanca sahibim. Harfler sırdır. Sırrına ulaştır ya Rabbim.[1]
Kaynaklar
[1] www.cemaat.com/harflerin-esrari






MUSTAFA ŞAHİN  
 


.com


DUYURU PANOMUZ


AĞAÇ DİKME ÇALIŞMALARI ÇOK GÜZEL ŞEKİLDE YAPILDI...


- ARKADAŞLAR SİTEYE RESİM GÖNDEREBİLİRSİNİZ. MSN ÜZERİNDEN muuglaa@hotmail.com ADRESİNDEN GÖNDERİNİZ. AYRICA RESİMLER SAYFASINDAN SİTEYE ÜYE OLARAK DA GÖNDEREBİLİRSİNİZ TEŞEKKÜRLER



İÇERİKLERİMİZ GÜNCELLENMEKTEDİR..



- AĞAÇ DİKME FESTİVALİ BAŞLADI..




ZİYARETÇİ DEFTERİNE NOT BIRAKABİLİRSİNİZ

 
Reklam  
   
DİİİİKKKKAAAATTTT  
  MÜÜÜÜZZİİİİİİKKKK  
GÜNÜN SÖZÜ VE BİLMECE  
   
HAFTANIN ŞİİRİ  
  Benden selam olsun Bolu Beyi' ne



Benden selam olsun Bolu Beyi' ne
Çıkıp su dağlara yaslanmalıdır.
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir.

Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı.
Tüfek icat oldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

Köroğlu düşer mi yine sanından,
Ayırır çoğunu er meydanından,
Kırat köpüğünden , düşman kanından
Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır.
.

Köroğlu



 
bugün 2 ziyaretçi (30 klik) KİŞİ burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
tütüne son